Av. Elif KARDEŞ


CEHALETİN EN UTANÇ VERİCİ HALİ!

Bu aralar Platon`un `Sokrates`in Savunması` adlı eserini okuyorum.Ve Sokrates diyor ki ` Birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması, cehaletin en utanç verici türü değil midir?` Belki de en büyük problemlerimizden birine böylelikle değiniyor.


Bu aralar Platon`un `Sokrates`in Savunması` adlı eserini okuyorum.Ve Sokrates diyor ki ` Birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması, cehaletin en utanç verici türü değil midir?` Belki de en büyük problemlerimizden birine böylelikle değiniyor.İnsanoğlunun kaçınılmaz yazgısı mıdır bu bilinmez ama kabul etmeliyiz ki cehaletin bu türü aslında çoğumuzda var.Herkesin çeşitli konularda bir fikri elbetteki olabilir.Ancak bir konu hakkında fikir sahibi olmakla bilgi sahibi olmak birbirinden tamamen farklıdır. Doktor olmadığı halde ilaç tavsiye eden, üstelik kendi bilgisinin doğruluğunu karşısındakine ısrarla dikte etmeye çalışan  ya da bir ekonomiste ekonomi anlatan bir psikoloğa psikoloji dersi veren bir hukukçudan daha çok hukuki konularda konuşan tabiri caizse ahkam kesen insan cehaletinden bahsediyorum. Bu konudan en fazla muzdarip olan meslek belki de Avukatlık mesleğidir. Çoğu insanın meslek hakkında bilgisi olmamasının yanı sıra mesleğe karşı ön yargılar da had safhadadır.Bırakın sokaktaki vatandaşı adaleti icra edenlerce dahi yanlış bir bakış açısıyla değerlendirilmektedir. Malesef ki avukat denilince insanlar peşinen `yalancı` yaftasını sıralamaktadır. Bunu söyleyen insanlardan acaba kaç tanesi bir davanın tarafı olup kendisini bir avukatla temsil ettirmiştir? Bu yargıya acaba nasıl varmışlardır? Mesela bir ceza davasını ele alacak olursak bu davanın bir iddia tarafı  bir de  savunma tarafı vardir.İddianameyi savcı  düzenler.Savunan taraf kendisini ya bizzat ya da bir avukat marifetiyle savunur. Yargılamanın sonucu her zaman mahkumiyet olmayabilir.Beraatle de sonuçlanabilmektedir.Avukatı yalancılıkla itham  edebiliyorsak bu durumda iddiada bulunan savcıya da müfteri mi demeliyiz? Bu bakış açısına sahip olanlar aynı zamanda ihtiyaç duyduklarında, avukatların kendileri için yalan söylemelerini isteyecek ahlaka sahip olanlardir.

Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı temsil eder ve Avukatlik mesleğinin amacı, kanunda belirtildiği haliyle `hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını, her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.? 

Avukatin neyi temsil ettiğini, savunma hakkını, masumiyet karinesini, adil yargılanma hakkını kısacası yargılamanın var oluş nedenini ve neyi amacladigini  bilmeyenlerce uydurulmus bir mülahazadir bu yanlış bakış acisi ve Sokrates`in deyimiyle cehaletin en utanç verici halidir.Ve bir avukata `yalancı, paragöz,geveze` ithamlarinda bulunacak kadar hadsizleşenler hukuki bir problemleri olduğunda bir avukatın yardımına başvurmayacak kadar onura sahiplerdir umarım!
Avukat Elif KARDEŞ